Renkli Bulut Boncuk Masalı

admin

Masalı sesli dinleyin:

Gökyüzünün en sakin ve kalabalık köşesinde, pamuk gibi yumuşacık, minik bir bulut yaşardı. Adı Boncuk’du. Boncuk’un diğer büyük bulutlardan çok farklı bir hayali vardı; etraftaki diğer bulutlar gibi sadece gri ve sıradan yağmurlar yağdırmak istemiyordu. O, dünyayı rengârenk boyamanın, gri sokaklara neşe katmanın hayalini kurardı. Fakat gökyüzü krallığında kurallar katıydı ve büyükler hep, “Bulutlar gri olur, yağmur şeffaf yağar!” derdi.

Bir gün Boncuk, neşeli bir gökkuşağının kenarında saklambaç oynarken çok tuhaf bir şey fark etti. Gökkuşağının dökülen son parıltıları, Boncuk’un minik pamuklu gövdesinin içine sızmıştı. Boncuk birdenbire içinde tatlı bir gıdıklanma hissetti, karnı karıncalandı ve kendini tutamayarak kocaman bir hapşurdu: “Hapşu!”

O hapşurur hapşurmaz gökyüzünden aşağıya doğru şeffaf damlalar değil; kırmızı, mavi, sarı, mor ve turuncu minik renk topları düşmeye başladı. Boncuk korkuyla gözlerini kapattı, acaba kuralları çiğnediği için kızacaklar mıydı?

Tam o sırada aşağıda, solmaya yüz tutmuş karanlık bir ormanda yaşayan minik sincaplar ve tavşanlar şaşkınlıkla başlarını kaldırdılar. Üzerlerine yağan bu renkli damlalar toprağa değdiği an, gri ve mat yapraklı ağaçlar bir anda parıl parıl parlamaya, pembe menekşeler ve altın sarısı papatyalar coşkuyla açmaya başladı. Ormanın neşesi aniden geri gelmişti. Hayvanlar sevinçle zıplıyor, “Yaşasın, renkli yağmur yağıyor!” diye bağrışıyorlardı.

Gökyüzünün yaşlı ve bilge bulutu Koca Duman, Boncuk’un yanına yavaşça süzüldü. Boncuk suçlu bir çocuk gibi başını öne eğip saklanmaya çalıştı. Fakat Koca Duman şefkatle gülümsedi ve kalın, yumuşak sesiyle şöyle dedi: “Korkma küçük Boncuk. Biz yıllardır dünyaya sadece su taşıdık ama sen dünyaya hayat, neşe ve renk taşımanın mucizesini buldun. Gökyüzü sadece fırtınalar için değil, böyle güzel sürprizler için de var.”

O günden sonra Boncuk, gökyüzünün en özel ve sevilen bulutu oldu. Güneş ışınlarını pamuklarında süzerek onları maviye, pembeye ve sarıya boyamayı öğrendi. Ne zaman doğada solan bir çiçek ya da üzülen bir canlı olsa, Boncuk hemen oraya koşar, yeryüzüne rengârenk damlalar yağdırırdı.

Artık gökyüzünde sadece gri bulutlar yoktu; kalpleri ısıtan, her köşesini rengârenk boyayan neşeli masallar da dolaşıyordu. Boncuk ise her akşam yıldızlar gökyüzünü sardığında, görevini başarıyla tamamlamış olmanın huzuruyla tatlı rüyalara daldı.

Light