
Masalı sesli dinleyin:
Yemyeşil ağaçların arasında, rengârenk çiçeklerin kokusuyla dolup taşan şirin mi şirin bir orman vardı. Bu güzel ormanda Minik Kirpi Diken adında sevimli bir kirpi yaşardı. Diken, yumuşacık kahverengi tüyleri ve parıl parıl parlayan siyah gözleriyle herkesin sevgilisiydi. Her akşam güneş tepelerin arkasında süzülürken ormandaki tüm sevimli hayvanlar yataklarına çekilirdi. Ancak Diken, yıldızlar gökyüzünde ışıl ışıl parlamaya başladığında bile uykusunu bir türlü bulamazdı. Kendi kendine yumuşak yatağında döner durur, gökyüzündeki sevimli ayı izlerdi.
Bir akşam üstü tatlı bir rüzgâr eserken Diken yine derin bir nefes aldı. Yatağından yavaşça kalkıp ormanın kalbinde yer alan huzurlu Uyku Bahçesi’ne doğru minik adımlarla yürümeye karar verdi. Bu bahçe, gece olunca mis kokulu mor leylaklar ve yumuşak çimenlerle kaplanırdı. Yolda ilerlerken kocaman kanatlı, bilge Baykuş Benek ile karşılaştı. Bilge Baykuş Benek, kalın bir ağaç dalında sakince oturmuş, minik kirpiye gülümsüyordu. Diken, sevimli sesiyle gözlerini kırpıştırarak ‘İyi akşamlar Benek Bey, bu gece de gözlerime bir türlü uyku girmiyor’ dedi.
Bilge Baykuş Benek, kanatlarını yavaşça açıp kapayarak minik dostunun yanına süzüldü. ‘Uyku dediğin şey, zihnini sakin bir nehir gibi akıttığında sana fısıltıyla gelir küçük dostum’ diye mırıldandı. ‘Önce derin bir nefes almalı, sonra vücudundaki tüm gerginliği çimenlere bırakmalısın.’ Diken, bilge dostunun tavsiyesine uyarak burnundan derin bir nefes aldı ve yavaşça dışarı verdi. Gerçekten de içini tatlı bir sıcaklık ve hafiflik kaplamaya başlamıştı. Baykuş Benek ona gülümsedi ve ‘Şimdi bahçedeki gümüş dereye doğru yürü, orada sana eşlik edecek dostların var’ dedi.
Minik Kirpi Diken, tıpış tıpış yürüyerek şırıl şırıl akan gümüş derenin kenarına geldi. Dere suyu ay ışığında gümüş bir şerit gibi ışıldıyordu. Derenin kenarında oturan sevimli Tavşan Puf, pofuduk kuyruğunu çimlere uzatmış sakin sakin dinleniyordu. Diken’i görünce neşeyle ‘Hoş geldin Diken, biz de burada derenin tatlı melodisini dinliyorduk’ dedi. Diken, Puf’un yanına yumuşacık çimlerin üzerine uzandı. Dere Suyu ‘Şırıl şırıl, ninniler söylerim ben geceye’ diyerek akıyordu.

Puf ve Diken bir süre derenin dinlendirici sesini dinlediler. Derenin sesi sanki onlara güzel bir uyku ninnisi söylüyor gibiydi. Gece rüzgârı ağaçların yapraklarını hafifçe sallıyor, ‘Hışır hışır’ diye tatlı bir melodi katıyordu bu ortama. Diken’in minik göz kapakları yavaş yavaş ağırlaşmaya başlamıştı. Ormandaki her şey, taşlar, çiçekler ve ağaçlar bile geceye teslim olmuş, derin bir uykuya hazırlanıyordu. Diken dostuna dönüp ‘Gece ne kadar da huzurluymuş Puf’ diye fısıldadı.
Tavşan Puf gülümsedi ve ‘Evet Diken, gece bizlerin dinlenmesi ve güzel rüyalar görmesi için en özel zamandır’ dedi. O sırada gökyüzünden minik bir kayan yıldız süzüldü ve neşeyle parıldadı. Diken içinden tatlı bir dilek tuttu ve gözlerini hafifçe kapattı. Zihninde canlanan rengârenk uyku bahçeleri onu sabırsızlıkla bekliyordu. Ormanın bereketi, gecenin sakinliği ve dostlarının sevgisi kalbini sıcacık yaptı.
Artık Minik Kirpi Diken uykunun tatlı kucağına kendini tamamen bırakmaya hazırdı. Yavaşça esnedi, minik patilerini çenesinin altına koydu ve yumuşak çimlerin üzerinde yuvarlandı. Bütün orman derin ve huzurlu bir uykuya daldı. Gökyüzündeki ay, minik kirpinin üzerine gümüşten bir yorgan örttü. Yıldızlar ona en güzel rüyaları fısıldarken Diken mışıl mışıl uyumaya başladı.