Keloğlan ve Ormanın Gizli Ninnisi Masalı

Zeynep Teksoz

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal iken, pireler berber iken, uzak köylerin birinde ihtiyar anasıyla yaşayan bir Keloğlan varmış. Keloğlan’ın başında saçı yokmuş ama sırma gibi bir kalbi, zehir gibi bir aklı varmış.

Günlerden bir gün, Keloğlan’ın canı anasına yardım etmek istemiş. “Anacığım bütün gün çalışmaktan çok yoruluyor, ona ormandan güzel meyveler, taze mantarlar toplayayım” diyerek yola koyulmuş. Ormanın derinliklerine doğru yürürken, kuşların neşeyle şakıdığı, derelerin şırıl şırıl aktığı gizli bir vadiye gelmiş. Bir de ne görsün? Kocaman, ulu bir çınar ağacının altında, yaprakları gümüş gibi parlayan, etrafa ışık saçan mis kokulu bir çiçek duruyormuş.

Keloğlan hayranlıkla tam çiçeğe yaklaşacakken, dalların arasından bilge bir baykuş seslenmiş:

“Dur Keloğlan! O gördüğün sıradan bir bitki değil, sihirli Rüya Çiçeği’dir. Kokusu, geceleri uykusu kaçanlara en tatlı rüyaları, ormanın en güzel ninnilerini getirir.”

Keloğlan bunu duyunca çok sevinmiş. “Benim canım anam geceleri yorgunluktan gözüne uyku girmiyor, yatağında sağa sola dönüp duruyor. Bu çiçeği ona götürmeliyim!” demiş.

Fakat bilge baykuş kanatlarını çırparak onu uyarmış: “Bu çiçeği yerinden koparamazsın, toprağından ayırırsan sihri hemen bozulur. Ancak yanına oturup ona en sevdiğin şarkıyı söylersen, belki sana sihirli tohumlarından birini hediye eder.”

Keloğlan hemen bağdaş kurup parlayan çiçeğin karşısına oturmuş. Aklına küçüklüğünden beri çok sevdiği, neşeli ezgiler gelmiş. Başlamış tatlı tatlı mırıldanmaya: “Bir balık tuttum… ” diye neşeyle şarkısını söylerken, çiçek birden yapraklarını aralamış. Keloğlan’ın temiz kalbi ve güler yüzlü sesi çiçeğin çok hoşuna gitmiş. Ortasından pırıl pırıl parlayan, yıldız şeklinde minicik bir tohum yuvarlanıp Keloğlan’ın avucuna düşmüş.

Keloğlan sevinçle zıplamış, baykuşa teşekkür edip koşa koşa evinin yolunu tutmuş. Yıldız tohumunu evlerinin penceresindeki küçük toprak saksıya özenle ekmiş. O gece tohum hızla filizlenmiş ve pencerelerinde pırıl pırıl parlayan yeni bir Rüya Çiçeği açmış. Odanın içini öyle güzel, huzurlu bir koku kaplamış ki, Keloğlan’ın anası başını yastığa koyar koymaz mışıl mışıl uykuya dalmış. Rüyasında bulutların üzerinde gezindiğini, en güzel bahçelerde yürüdüğünü görmüş.

O günden sonra Keloğlan, çiçeğin çoğalan sihirli tohumlarını köydeki bütün çocuklara dağıtmış. Köyde uykusu kaçan, gece ağlayan hiçbir çocuk kalmamış. Bütün çocuklar geceleri en tatlı masalların rüyasını görüp, sabahları neşeyle uyanmış.

Gökten üç elma düşmüş; biri anasını çok seven Keloğlan’ın başına, biri iyilik yapanlara yol gösteren bilge baykuşun başına, diğeri de yatağında mışıl mışıl uyuyup bu masalı dinleyen bütün güzel çocukların başına!

Light