Kız Kulesi ve Işıltılı Su Perisi Masalı

Zeynep Teksoz

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş. Çok eski zamanlarda, İstanbul’un masmavi sularına bakan kocaman bir sarayda, çok sevgi dolu bir kral ve onun göz bebeği olan neşeli bir prenses yaşarmış. Kral, kızını o kadar çok severmiş ki, onun ayağına ufacık bir taş değmesinden bile çok korkarmış.

Günlerden bir gün kral, kızını dışarıdaki her türlü tehlikeden korumak için denizin tam ortasındaki minik bir kayalığın üzerine, bembeyaz taşlardan harika bir kule yaptırmış. Etrafı sularla çevrili bu güvenli yere de “Kız Kulesi” adını vermiş.

Prenses bu kulede yaşamaya başlamış. Gündüzleri pencereden martılara simit atar, yakamozlarla arkadaşlık eder, denizde zıplayan yunuslarla uzaktan oyunlar oynarmış. Ama günler geçtikçe canı sıkılmaya başlamış. Ormanlarda koşmayı, çimenlere uzanmayı ve diğer çocuklarla saklambaç oynamayı çok özlemiş.

Prensesin doğum gününde, saraydan ona hediye olarak kocaman bir sepet taze üzüm ve incir gelmiş. Prenses sepeti açtığında, yaprakların arasından korkunç bir şey yerine, pırıl pırıl parlayan, minicik ve sevimli bir Su Perisi çıkıvermiş!

Su perisi tatlı bir sesle, “Güzel prenses,” demiş, “Baban seni çok sevdiği için korumak istiyor. Ama gerçek sevgi birini bir kuleye saklamak değil, elinden tutup dünyayı birlikte keşfetmektir. Dışarıdaki dünya korkulacak bir yer değil, keşfedilecek kocaman bir macera!”

Prenses, perinin bu sözlerinden cesaret almış. Hemen bir kağıt kalem alıp kral babasına bir mektup yazmış. “Canım babacığım, burada çok güvendeyim ama ben dalgaların ötesindeki güzellikleri görmek, çocuklarla oynamak ve insanlara yardım etmek istiyorum. Senin sevgin beni zaten her kötülükten korur,” demiş. Mektubu da en yakın arkadaşı olan beyaz bir martıyla saraya yollamış.

Mektubu okuyan kral, kızının ne kadar büyüdüğünü, ne kadar akıllı ve cesur olduğunu anlamış. Yaptığı hatayı fark edip hemen süslü bir kayıkla gidip prensesi kulesinden almış, ona sımsıkı sarılmış.

Boş kalan Kız Kulesi’nin tepesine ise kocaman, parlak bir fener yerleştirmişler. O günden sonra Kız Kulesi, karanlık gecelerde yolunu kaybeden gemilere, “Korkmayın, doğru yoldasınız!” diyerek ışık tutan kocaman bir rehber olmuş. Prenses ise babasıyla birlikte, herkesin sevdiği, özgür ve mutlu bir hayat sürmüş.

Gökten üç elma düşmüş; biri cesaretle kalbinden geçenleri söyleyen prensesin başına, biri çocuklarına güvenmeyi öğrenen babaların başına, diğeri de bu masalı dinleyen tüm güzel çocukların başına!

Light