Çınar Orman Anaokulu’nda Bir Gün MAsalı

Zeynep Teksoz

Masalı sesli dinleyin:

Güneş, yeşil tepelerin ardında yavaşça yükselirken, Çınar Orman Anaokulu’nun bahçesini neşeli bir sabah ışığı kaplamıştı. Burası sıradan beton binaların arasında değil, devasa ağaçların, rengârenk çiçeklerin ve kuş cıvıltılarının tam ortasında gerçek bir çocuk yuvasıydı.

Sabah saat dokuzda minik öğrenciler yavaş yavaş sınıfa gelmeye başladılar. Sınıfın en meraklı ve enerjik iki öğrencisi vardı: Kocaman gülümsemesiyle Deniz ve etrafındaki her şeyi büyük bir ilgiyle inceleyen minik Zeynep. Bugün, okulun bahçesinde büyük bir sürpriz onları bekliyordu; çünkü öğretmenleri Esra Hanım, günün temasını “orman dostları ve paylaşmak” olarak belirlemişti.

Deniz, sabah okul kapısından içeri girerken biraz heyecanlandı. Ancak sınıf arkadaşı Zeynep hemen yanına koştu. Elindeki sevimli pelüş sincabı Deniz’e uzatarak tatlı sesiyle, “Günaydın Deniz! Benimle oynamak ister misin?” dedi. Deniz’in yüzünde güller açtı; arkadaşının elini tuttu ve “Evet, arkadaşız!” diye neşeyle yanıt verdi.

İkili hemen ahşap oyun alanına koştular. Doğal ahşap bloklardan kocaman, eğri büğrü bir kule yapmaya başladılar:

Blokları üst üste koyarken “Tak, tak, tak!” diye sesler çıkarıyorlardı. Kule rüzgârdan ya da minik ellerin dokunuşundan devrilince, ikisi de sesli sesli kahkaha atıyorlardı: “Güm!”

Kuşluk vakti geldiğinde, öğretmenleri Esra Hanım tüm çocukları bahçedeki büyük çınar ağacının altına topladı. Minik öğrenciler yere serilen yumuşak minderlere oturdular. Bahçede gerçek bir macera onları bekliyordu: Toprakta minik adımlarla yürüyen sevimli karıncalar…

Karıncalar “Pıt, pıt, pıt” sırayla ilerliyor, arkalarından minik yaprak parçaları taşıyorlardı. Deniz ve Zeynep, ellerini dizlerine koyup karıncaların yürüyüşünü minik adımlarla taklit ettiler. “Bak Zeynep, karınca ne kadar hızlı!” diye fısıldadı Deniz.

Öğle yemeğinden sonra serbest oyun saatinde tahta salıncaklara bindiler. Rüzgâr saçlarını okşarken ikisi de gökyüzündeki serçelere bakıp neşeyle “Cik cik cik” diye seslendiler. Birlikte oynamak, paylaşmak ve sırayla salıncağa binmek onlara büyük bir mutluluk veriyordu. Arkadaşlık, el ele tutuşup birlikte gülmek demekti.

Güneş yavaşça batmaya ve akşam serinliği esmeye başladığında, miniklerin göz kapakları ağırlaşmaya başladı. Anneleri ve babaları onları kapıda karşılamak için geldiler. Deniz ile Zeynep bahçe kapısında birbirlerine sıkıca sarıldılar:

“Yarın yine aynı yerde buluşalım mı arkadaşım?” dediler. “Evet, yarın yine oynayalım!” diye el salladılar.

Evlerine gidip yumuşacık yataklarına yattıklarında, her ikisinin de kulaklarında okulun neşeli cıvıltıları, kalplerinde ise yeni arkadaşlarının tatlı hatırası vardı. Derin bir nefes alıp gözlerini kapattılar. Orman okulu, yeni dostluklar ve mutlu düşlerle dolu bir güne böylece tatlı bir “iyi geceler” dedi.

Light