Cesur Fare ve Hayat Pınarı’nın Sırrı

admin

Cesur Fare ve Hayat Pinarinin Sirri 3 e1776368808585

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Masal Ormanı’nın uçsuz bucaksız yeşillikleri arasında, her türlü hayvan barış ve huzur içinde yaşarmış. Kuşlar gökyüzünü şarkılarla süsler, sincaplar dallardan dallara atlar, nehirler şakır şakır akarmış. Ancak bir yıl, ormanın başına korkunç bir kuraklık gelmiş. Güneş, ormanın canını emmiş, dereler kurumuş, yapraklar sararmış. Hayvanlar susuzluktan perişan olmuş.

Orman Meclisi, koca bir meşe ağacının gölgesinde bir araya gelmiş. Bilge Baykuş, “Eskiden ormanın kalbinde bir Hayat Pınarı vardı. Pınar, ateş böceklerinin şarkılarıyla beslenir, ormanı canlandırırdı,” demiş. “Ama kuraklık gelince ateş böcekleri de şarkıyı unuttu, pınar da kurudu. Şimdi pınarı yeniden uyandırmak için Ateş Böcekleri Kralı’nın kayıp şarkısını bulup ona hatırlatmamız lazım.”

Herkes sessizleşmiş. Masal Ormanı’nın kurtuluşu bu kayıp şarkıya bağlıymış, ama kimse Ateş Böcekleri Kralı’nın nerede olduğunu, şarkıyı nerede bulacağını bilmiyormuş. Sürüden, “Şarkıyı ben bulup ormanı kurtaracağım!” diyen minicik bir ses duyulmuş. Bu, Cesur Fare’ydi. Herkes fareye şaşkınlıkla bakmış. Anne Ayı, “Sen çok küçüksün, Cesur Fare. Bu yolculuk tehlikelidir,” demiş. Fare, “Küçüğüm ama kalbim büyük, ormanım için cesaretim tam,” diye cevap vermiş.

Cesur Fare ve Hayat Pinarinin Sirri 1 e1776368760454

Baykuş ona yolu göstermiş: “En yüksek tepenin arkasındaki, en karanlık mağaraya git. Şarkı, oranın derinliklerindedir.” Fare yola düşmüş. Cesur Fare’nin ilk engeli, kurnaz bir tilkiymiş. Tilki, “Beni bir lokmada yiyebilirsin, susuzluk beni çıldırtıyor,” demiş. Fare, “Beni yersen, ormanı kim kurtaracak? Sen de, diğerleri de susuzluktan öleceksiniz,” demiş. Fare’nin cesur sözleri tilkiyi etkilemiş, onu serbest bırakmış ve “Yolun açık olsun, cesur fare,” demiş.

Yolculuğun devamında, fare en yüksek tepeye tırmanmış. Tepenin arkasındaki karanlık mağaranın girişinde, akıllı ama yaramaz bir karga çıkmış karşısına. Karga, “Bu mağaranın sırrını bilen, bilmecemi çözerse girer,” demiş. Bilmecesi şuydu: “What can be heard without sound, and brings rain without clouds?” Cesur Fare biraz düşünmüş, sonra “Umut ve nezaket,” demiş. Karga şaşırmış, “Doğru bildin!” demiş ve ona mağaraya giden kısa yolu göstermiş.

Cesur Fare ve Hayat Pinarinin Sirri 2 e1776368784170

Mağaranın derinliklerinde, Cesur Fare zayıf ve sönük bir ışık görmüş. Bu, Kral Ateş Böceği’ydi. Kral, “Biz de unutulduk, kalplerimizdeki ışık söndü,” demiş. “Şarkı, nezaket ve sevgiyle başlar. Biz bunları unuttuk.” Kral, farenin son hazelnut’ını (fındığını) istemiş, demonstrating selflessness. Fare tereddüt etmiş, susuz ve aç, ama ormanı düşünmüş. “Kralım, ormanım için fındığım senindir,” demiş ve fındığı uzatmış. Bu fedakârlık, Kral’ın kalbini aydınlatmış. Kral, “Sen gerçek cesareti ve nezaketi gösterdin. Bizim şarkımızı uyandırdın,” demiş.

Kral, farenin gösterdiği nezaket ve fedakârlık sayesinde şarkıyı hatırlamış. Tüm ateş böcekleri parlamış. Fare, Kral ve yanan ateş böceklerini ormana geri götürmüş. Diğer hayvanlar, tilki ve karga da dahil, pınarın başında toplanmış. Ateş böcekleri Kral’ın şarkısını söylemeye başlamış. Diğer hayvanlar hep birlikte umut ve nezaket dolu bu şarkıya eşlik etmişler, susuzluktan dolayı yaşadıkları kıskançlığı ve bencilliği bir kenara bırakmışlar. Masalın sonu, doğrunun zaferi. Pınar, ateş böceklerinin şarkısı ve hayvanların sevgisiyle coşmuş. Masal Ormanı yeniden yeşermiş. Gökten üç elma düşmüş… Biri Cesur Fare’ye, biri Ateş Böcekleri Kralı’na, biri de bu masalı dinleyen bebeklerin başına. Herkes için iyi olan, en iyi olandır.

Light