
Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklarda değil, hemen şurada, yumuşacık bulutların altında, “Pamuk Orman” adında bir yer varmış. Bu ormanda her şey çok yumuşakmış. Ağaçların yaprakları yastık gibi puf pufmuş. Yerlerdeki çimler battaniye gibi sıcacıkmış.
Bu Pamuk Orman’da, minicik bir peri yaşarmış. Adı Pırıltı imiş.
Pırıltı Peri o kadar küçükmüş ki, bir papatyanın içine sığarmış. Pırıltı Peri’nin kanatları varmış. Şeffaf, parlak kanatlar.
Kanatları nasıl ses çıkarırmış biliyor musun? Pır pır pır… Pır pır pır…
Hadi sen de yap: Pır pır pır…
Güneş “Güle güle” deyip dağların arkasına saklandığında, hava yavaşça kararmaya başlarmış. Gökyüzü lacivert olmuş. Ay dede gökyüzüne çıkmış, kocaman, parlak bir top gibi gülümsemiş. Yıldızlar “Biz geldik!” demiş, yanıp sönmeye başlamış. Tık… tık… tık…
İşte tam o zaman, Pırıltı Peri uyanmış. Minik yatağından kalkmış. Gerinmiş. “Ohhh,” demiş Pırıltı. “Ne güzel bir akşam.”
Pırıltı Peri’nin çok önemli bir görevi varmış. O, Pamuk Orman’ın “İyi Geceler Perisi”ymiş. Herkesi uyutmak onun işiymiş.

Pırıltı Peri, belindeki minik torbasını kontrol etmiş. Torbanın içinde ne varmış? Uyku Tozu! Simli, parlak, uykucu tozlar.
Pırıltı Peri kanatlarını çırpmış. Pır pır pır… Pır pır pır… Yükselmiş, yükselmiş, yükselmiş.
İlk önce kime gitmiş? Rengarenk çiçeklere gitmiş.
Çiçekler bütün gün güneşe bakmaktan yorulmuşlar. Boyunlarını bükmüşler. Kırmızı çiçek, sarı çiçek, mavi çiçek… Hepsi çok uykuluymuş.
Pırıltı Peri kırmızı çiçeğin yanına konmuş. “İyi geceler kırmızı çiçek,” demiş. “Hadi artık gözlerini kapat.”
Pırıltı, minik torbasından bir tutam uyku tozu almış. Çiçeğin üzerine serpmiş. Serp… serp… serp…
Kırmızı çiçek tozları alınca ne yapmış? Yapraklarını yavaşça kapatmış. Kapan… kapan… kapan… Ve uykuya dalmış. Şşşşşş…
Sonra Pırıltı Peri sarı çiçeğe gitmiş. Kanatları pır pır pır… “İyi geceler sarı çiçek,” demiş. Tozundan serpmiş. Serp… serp… serp… Sarı çiçek de yapraklarını kapatmış. Kapan… kapan… kapan… O da uyumuş. Şşşşşş…
Bütün çiçekler uyuyunca, Pırıltı Peri tekrar havalanmış. Pır pır pır… Pır pır pır…

Bu sefer kimi görmüş? Uzun kulaklı, ponpon kuyruklu bir Tavşancık görmüş. Tavşancık bütün gün zıplamış, oynamış. Çok yorulmuş. Gözleri küçülmüş, küçülmüş.
Pırıltı Peri, Tavşancık’ın burnunun ucuna konmuş. Tavşancık’ın burnu nasılmış? Kıpır kıpır kıpır…
Pırıltı Peri fısıldamış: “İyi geceler Tavşancık. Zıplama bitti, şimdi uyku vakti.”
Pırıltı, torbasından yine o sihirli uyku tozunu almış. Tavşancık’ın uzun kulaklarına serpmiş. Serp… serp… serp…
Tavşancık tozu alınca ne yapmış? Kocaman esnemiş. Haaaaah… Haaaaah…
Sonra yumuşacık çimlerin üzerine kıvrılmış. Top gibi olmuş. Gözlerini kapatmış. Ve uykuya dalmış. Nasıl uyumuş? Mışıl mışıl… Mışıl mışıl…
Pırıltı Peri gülümsemiş. Tavşancık’ın üstünü bir yaprakla örtmüş. “Tatlı rüyalar,” demiş.

Pırıltı Peri tekrar uçmuş. Pır pır pır… Pır pır pır…
Ormanın kenarında şırıl şırıl akan bir dere varmış. Dere bütün gün şarkı söylemiş, su sıçratmış. Çok gürültü yapmış. Şırıl şırıl şırıl… Şap şup şap…
Pırıltı Peri derenin kenarına gelmiş. “Hey, güzel dere!” demiş. “Artık biraz sessiz olma vakti. Balıklar uyumak istiyor.”
Pırıltı, torbasındaki en parlak uyku tozlarından almış. Suyun üzerine serpmiş. Serp… serp… serp…
Uyku tozu suya değince ne olmuş? Derenin sesi azalmış. Yavaşlamış. Artık “Şırıl şırıl” değil, daha yavaş akıyormuş. Sesi nasıl olmuş? Tıp… tıp… tıp… Tıp… tıp… tıp… Dere de sakinleşmiş, dinlenmeye başlamış.

Pamuk Orman’da artık her yer sessizmiş. Çiçekler uyuyor… Şşşşşş. Tavşancık uyuyor… Mışıl mışıl. Dere dinleniyor… Tıp tıp tıp. Rüzgar bile çok yavaş esiyormuş. Huuuuu… Huuuuu…
Pırıltı Peri etrafına bakmış. Herkes uyumuş. Görevi bitmiş. Ama o da ne? Pırıltı Peri’nin kanatları da yorulmuş. Artık hızlı uçamıyormuş. Kanatları nasılmış? Yavaş… yavaş… Pır… pır… pır…
Pırıltı Peri de çok uykuluymuş. Kendine uyuyacak bir yer aramış. Orada, kocaman bir meşe ağacının dalında, dev gibi, yumuşacık bir yaprak bulmuş. Bu yaprak tam Pırıltı’ya göre bir yatakmış.
Pırıltı Peri yavaşça yaprağın üzerine konmuş. Torbasını başucuna koymuş. Yaprağın içine girmiş, battaniye gibi üzerine çekmiş. Oh, çok sıcakmış, çok yumuşakmış.
Gökyüzündeki Ay dede, Pırıltı Peri’ye bakmış. “Aferin benim küçük perim,” demiş Ay dede. “Herkese iyi geceler dedin. Şimdi sıra sende.”
Pırıltı Peri gözlerini kapatmış. Minik bir esnemiş. Haaaaah… Ve o da derin, tatlı bir uykuya dalmış.

Mışıl mışıl… Mışıl mışıl…
Pamuk Orman’da herkes sabaha kadar deliksiz uyumuş. İyi geceler Pırıltı Peri. İyi geceler Pamuk Orman. İyi geceler sana da tatlı çocuk.
Gökten üç elma düşmüş. Biri Pırıltı Peri’ye, biri Tavşancık’a, biri de bu masalı dinleyen uslu çocuğa.
Diğer peri masalları için kategorimizi ziyaret ediniz. Veya bebeğinize ve çocuğunuza farklı masal oku.