Minik Keçiler ve Sevimli Kurt Masalı

Masalı sesli dinleyin:

Evvel zaman içinde, yemyeşil dağların eteklerini süsleyen, rengârenk çiçeklerle kaplı şirin ve huzurlu bir vadide, cefakâr anne keçi ile birbirinden sevimli yedi minik yavrusu yaşarmış. Bu minik keçilerin her birinin ayrı bir huyu, ayrı bir tatlılığı varmış ama hepsinin kalbindeki en büyük ortak özellik, annelerinin hayatî öğütlerine kulak vermeleri ve kurallara büyük bir özenle uymalarıymış. Anne keçi her sabah güneş doğarken tarlaya ot toplamaya veya serin pınardan taze su getirmeye gitmeden önce yavrularını etrafına toplar, onlara evde güvende kalmaları için rehberlik ederdi.

Bir sabah, etrafı saran mis kokulu çam kokuları eşliğinde anne keçi yine yola çıkmaya hazırlanıyordu. Yavrularının başını tek tek şefkatle okşadı, yanaklarından öptü ve sevgi dolu ama bir o kadar da kararlı bir ses tonuyla şöyle tembihledi: “Sevgili yavrularım, ben ormanın derinliklerindeki tarlalara gidiyorum. Sizler evde güvenle oynayın, kardeşliğin tadını çıkarın; ancak unutmayın ki ben gelip özel parolamızı söylemeden ve kapıyı çalmadan asla kimseye kapıyı açmayın. Dışarıda kim olursa olsun, yabancılara karşı daima uyanık olun, tedbiri asla elden bırakmayın.” Minik keçiler hep bir ağızdan, “Merak etme anneciğim, kuralları asla unutmuyoruz!” diye söz verdiler.

Anne keçi içi rahat bir şekilde yola koyulduktan kısa bir süre sonra, şirin kulübenin etrafında devasa ve hantal bir gölge belirdi. Bu ormanda yaşayan, uzun süredir yalnızlıktan dert yanan ve kimsenin kendisiyle arkadaş olmak istemediği Karabaş Kurt’tu. Karabaş Kurt aslında özünde kötü niyetli biri değildi ancak yalnızlığını nasıl gidereceğini bilmediği için minik keçilere yanlış bir yolla yaklaşmak istiyordu. Kulübenin önüne kadar gelen kurt, keçilerin dikkatini çekmek için kalın ve hırıltılı sesini incecik yapmaya çalışarak kapıyı sertçe tıkırdatmaya başladı.

“Açın kapıyı minik yavrularım, bakın ben annenizim! Size ormandan lezzetli sürprizler getirdim!” diye seslendi.

Ancak yavruların en akıllısı ve gözü açık olan Benekli, hemen kardeşlerine işaret ederek onları sessizliğe davet etti. Kapının altından görünen kalın pençelere ve kurdun titrek, yapay sesine dikkatle bakan Benekli, durumu hemen çakmıştı. “Durun!” diye fısıldadı kardeşlerine. “Annemizin sesi bu kadar pürüzlü çıkmaz, ayrıca annemizin adımları böylesine ağır ve gürültülü değildir. Biz kurallara uymalı, tanımadığımız ve güvenliğinden emin olmadığımız hiç kimseye kapıyı açmamalıyız.”

Kapıyı açmayan minik keçiler, güvenli pencereden dışarı bakarak kurda kararlı bir ses tonuyla seslendiler: “Biz sana kapıyı açamayız! Çünkü annemiz bize yabancılara kapı açmamamızı, her zaman ev kurallarına uymamızı öğretti.”

Karabaş Kurt, keçilerin bu kadar akıllıca ve kararlı bir şekilde kendisini reddettiğini görünce şaşkına döndü. Onlara zarar vermek istemediğini, sadece yalnız olduğu için dost aradığını fark ederek yanlış yöntem seçtiğini anladı. Tam o sırada tarladan dönen anne keçi, kapının önündeki kurdu ve içerideki temkinli yavrularını gördü. Kurt, anneden ve miniklerden samimiyetle özür diledi. Anne keçi ona doğru iletişim kurmanın yollarını anlattı.

O günden sonra ormanda kurallar, karşılıklı güven ve doğru iletişim her şeyin önünde tutuldu. Minik keçiler, güvenlik kurallarını uygulamanın ve sınır koymanın önemini bir kez daha yaşayarak öğrendiler.

Light