
Masalı sesli dinleyin:
Bir varmış, bir yokmuş. Ulu dağların eteğinde, havası her zaman taze ve çiçek kokulu yeşil bir şehirde Zeynep adında çok meraklı bir çocuk yaşarmış. Zeynep’in en sevdiği şey, her sabah bahçeye çıkıp doğanın nasıl uyandığını izlemekmiş.
Bir gün Zeynep, bahçedeki büyük bir elma ağacının altına oturmuş. Ağacın dallarındaki kırmızı elmalara, yerdeki renkli çiçeklere ve gökyüzündeki pamuk gibi bulutlara bakmış. Kendi kendine, “Acaba tüm bunlar nasıl bu kadar düzenli ve güzel görünüyor?” diye düşünmüş.
Tam o sırada, yanına minik bir kuş konmuş. Kuş neşeyle ötüyor, kanatlarını çırpıyormuş. Zeynep kuşa sormuş: “Minik kuş, sen hiç yorulmaz mısın? Sana bu güzel sesi kim verdi?”
Kuş, sanki Zeynep’i anlamış gibi bir süre daha ötmüş ve sonra gökyüzüne doğru uçmuş. O sırada bahçeyle ilgilenen dedesi Zeynep’in yanına gelmiş. Zeynep, merakla sormuş: “Dedeciğim, bu çiçekler nasıl rengarenk oluyor? Elmalar nasıl bu kadar tatlı? Ve biz onlara nasıl teşekkür etmeliyiz?”

Dedesi gülümseyerek Zeynep’in yanına oturmuş ve şefkatle anlatmaya başlamış: “Bak güzel kızım, bu gördüğün her şey; uçan kuşlar, parlayan güneş ve yediğimiz lezzetli meyveler, yüce Allah’ın bize birer hediyesidir. O, her şeyi büyük bir sevgi ve düzenle yaratmıştır. Çiçeklerin renklerini O verir, kuşların şarkılarını O öğretir.”
Zeynep gözlerini kocaman açmış: “Peki dede, biz bu güzel hediyeler için nasıl teşekkür edebiliriz?” Dedesi şöyle cevap vermiş: “Bizim en güzel teşekkürümüz ‘Elhamdülillah’ demektir. Bu kelime, ‘Bize bu güzellikleri verdiğin için Sana teşekkür ederiz Allah’ım’ demektir. Ayrıca sadece dilimizle değil, davranışlarımızla da teşekkür edebiliriz. Mesela çiçekleri koparmayarak, hayvanlara su vererek ve elimizdeki güzel şeyleri arkadaşlarımızla paylaşarak da şükretmiş oluruz.”
O gün Zeynep çok önemli bir şey öğrenmiş. Bahçedeki her çiçeğe, her canlıya daha sevgiyle bakmaya başlamış. Akşam olup güneş batarken, gökyüzündeki yıldızları izlemiş ve içinden usulca fısıldamış:
“Bize bu güzel dünyayı verdiğin için Elhamdülillah…” Zeynep o gece yatağına yattığında, hem zihni huzurla dolmuş hem de kalbi teşekkür etmenin verdiği mutlulukla ısınmış.

Gökten üç elma düşmüş; biri doğayı seven çocuklara, biri şükretmeyi bilen kalplere, biri de masalı dinleyen tüm güzel ruhlara.