
Sesli masal dinlemek için:
Güneş, yeşil ormanın eteklerindeki sakin gölün üzerinde yavaşça yükselirken, doğa da uykusundan uyanıyordu. Burası, minik çocukların doğayı keşfettiği, yeni şeyler öğrenirken eğlendiği huzurlu bir orman okuluydu. Beton yığınlarından uzak, devasa çınar ağaçlarının gölgesinde ve kuş cıvıltılarının tam ortasında gerçek bir öğrenme merkeziydi.sli
Sabah saat dokuzda minik öğrenciler neşeyle sınıfa gelmeye başladılar. Sınıfın en meraklı ve öğrenmeye hevesli iki öğrencisi vardı: Güler yüzlü Deniz ve her detayı büyük bir dikkatle inceleyen Zeynep. Bugün öğretmenleri Elif Hanım, çocuklara doğadaki renkleri, sayıları ve dostluğu öğretecek eğlenceli bir etkinlik planlamıştı.
Deniz, sınıfın kapısından içeri girerken biraz heyecanlandı ama Zeynep hemen yanına koştu. Elindeki rengârenk ahşap şekilleri Deniz’e göstererek, “Günaydın Deniz! Gel birlikte üçgenleri ve daireleri ayıralım, sana da yardım edeyim” dedi. Deniz’in yüzü güldü, arkadaşının elini tuttu ve “Çok teşekkür ederim, birlikte öğrenelim” diye yanıt verdi.
İkili hemen ahşap oyun masasına oturdular. Elif Hanım masaya farklı renklerde geometrik şekiller yerleştirmişti:
Kırmızı üçgenleri ve mavi daireleri tek tek saymaya başladılar: “Bir, iki, üç, dört…” Şekilleri doğru kutulara yerleştirdiklerinde öğretmenleri onları alkışladı ve bu durum onlara büyük bir mutluluk verdi.

Kuşluk vakti geldiğinde, Elif Hanım tüm çocukları bahçedeki büyük çınar ağacının altındaki ahşap masalara davet etti. Bahçede minik bir fen dersi onları bekliyordu: Toprakta hareket eden sevimli karıncalar ve ağaçtaki yapraklar…
Karıncalar sırayla yürürken, çocuklar doğadaki canlıların da bir evi ve bir görevi olduğunu öğrendiler. Deniz ve Zeynep, ellerine büyüteç alıp yaprak damarlarını incelediler: “Bak Zeynep, yaprağın üzerindeki çizgiler ne kadar da düzenli!” diye fısıldadı Deniz.
Öğle yemeğinden sonra serbest etkinlik saatinde boya kalemlerini el aldılar. Gördükleri ağaçları, kuşları ve güneş çizmeyi denediler. Birlikte paylaşarak boya kalemlerini kullanmak, sırayla arkadaşına vermek ve eksik renkleri yardımlaşarak tamamlamak onlara paylaşmanın mutluluğunu öğretiyordu. Arkadaşlık; sadece birlikte oynamak değil, aynı zamanda birlikte öğrenmek ve birbirine destek olmak demekti.
Güneş yavaşça batmaya ve akşam serinliği esmeye başladığında, miniklerin göz kapakları ağırlaşmaya başladı. Aileleri onları okul kapısında karşılamak için bekliyordu. Deniz ile Zeynep okul bahçesinden ayrılırken birbirlerine el salladılar:
“Yarın okulda hangi yeni şeyi öğreneceğiz aceba?” diye sordu Deniz heyecanla. “Bilmem ama kesin çok eğlenceli olacak, yarın yine görüşürüz!” dedi Zeynep gülümseyerek.
Evlerine gidip yumuşacık yataklarına yattıklarında, her ikisinin de zihninde gün boyu öğrendikleri yeni bilgiler, kulaklarında ise neşeli okul cıvıltıları vardı. Derin bir nefes alıp gözlerini kapattılar. Gerçek bir okulda geçen, öğrenme ve dostluk dolu bir gün böylece tatlı bir “iyi geceler” ile sona erdi.