Ormanın En Güzel Sırrı Masalı

Masalı sesli dinleyin:

Evvel zaman içinde, devasa çam ağaçlarının gökyüzüne uzandığı, her köşe başında farklı bir neşenin saklı olduğu kocaman bir ormanda, adından çok sevimliliğiyle bilinen minik sincap Çiko yaşarmış. Çiko’nun en büyük tutkusu, sonbaharda dökülen en parlak meşe palamutlarını, en renkli taşları ve en tatlı çam fıstıklarını toplayıp devasa ağaç kovuğunda tek başına saklamakmış.

Çiko, ormandaki diğer sincap arkadaşlarının “Gel Çiko, beraber toplayalım, birlikte oyunlar oynayalım” çağrılarına hep sırtını döner, “Hayır, bunların hepsi benim! Paylaşırsam benimkiler azalır, ben ormanın en zengin sincabı olmalıyım” diye düşünürmüş. Kovuğunun kapısını sıkıca kapatır, yığdığı palamutların arasında tek başına otururmuş. Başlangıçta bu durum ona çok keyifli görünse de zamanla kovuğun içindeki sessizlik ve yalnızlık onu üzmeye başlamış. Üstelik topladığı onca güzel şeyi ne tek başına yiyebiliyor ne de onlarla gerçek anlamda eğlenebiliyordu.

Günlerden bir gün, ormanda beklenmedik bir sonbahar rüzgârı esmiş, ardından da minik bir yağmur bastırmış. Çiko’nun arkadaşı minik sincap Prens, ıslanmış bir halde soğuktan titreyerek Çiko’nun ağacının altına sığınmış. Prens’in üzerinde ne doğru düzgün bir örtüsü ne de karnını doyuracak bir yiyeceği varmış. Çiko pencereden arkadaşını o halde görünce önce tereddüt etmiş; kendi kendine, “Eğer palamutlarımı verirsem bana az kalır” diye düşünmüş. Fakat Prens’in titrediğini görünce içindeki o bencil ses yerini derin bir merhamete bırakmış.

Hemen kovuğun kapısını açmış, arkadaşını içeri davet etmiş. Ona en lezzetli palamutlarından ikram etmiş, üzerini kuru yapraklarla ısıtmış. O an içeride öyle sıcak, öyle neşeli bir atmosfer oluşmuş ki Çiko hayatında ilk defa tek başına sahip olduğu hiçbir şeyden almadığı kadar büyük bir huzur ve mutluluk hissetmiş. Anlamış ki yiyecekler, oyuncaklar ya da güzellikler paylaşıldıkça değer kazanır, çoğalır ve gerçek anlamını bulur.

Yağmur dindikten sonra dışarı çıkmışlar; ormandaki diğer dostları da yanlarına gelmiş. Çiko, elindeki tüm güzel şeyleri arkadaşlarıyla neşeyle paylaşmaya başlamış. Birlikte oyunlar oynamış, koşturmuş, şarkılar söylemişler. O günden sonra Çiko, paylaşmanın insanın kalbini zenginleştiren en büyük sihir olduğunu asla unutmamış. Ormanda sevgi, dostluk ve yardımlaşma her şeyin önünde yer almış, tüm hayvanlar huzur içinde yaşamaya devam etmişler.

Light