Zamanın Kalbindeki Uyuyan Güzel Masalı

Zeynep Teksoz

Masalı sesli dinleyin:

Evvel zaman içinde, masmavi nehirlerin kıyısında, zamanın çok yavaş ve huzurlu akıtıldığı görkemli bir krallık varmış. Bu krallığın en neşeli ve hareketli sakini, kalbi sevgi dolu prenses Leyla’ymış. Leyla’nın pırıl pırıl gözleri ve rengârenk elbiseleri olurmuş ancak onun küçük bir huyu varmış: Her şeyi hemen, anında yapmak ister, sabırsızlıktan çiçeklerin bile açmasını bekleyemezmiş. “Daha çabuk, daha hızlı!” diyerek gün boyu oradan oraya koşturur, geleceği merak etmekten şimdiki anın büyüleyici güzelliğini kaçırırmış.

Günlerden bir gün, sarayın en eski ve kimsenin uğramadığı gizli bahçesinde dolaşırken, yaprakların arasından süzülen bilge bir periyle karşılaşmış. Peri ona sedef kaplı, üzerinde parıl parıl yıldızlar parlayan sihirli bir çıkrık uzatmış. “Sevgili prenses,” demiş peri nazik bir sesle, “Hayatı sürekli bir yarış gibi yaşamak, ruhun dinlenmesine izin vermez. Gerçek mutluluk; durmayı, etraftaki sesleri duymayı ve sabretmeyi öğrenmekle başlar.”

Leyla merakına yenik düşerek çıkrığa dokunmak istemiş, ancak aceleci davranınca parmağı çıkrığın gümüş ipliğine hafifçe takılıvermiş. O an tüm sarayın üzerine tatlı, derin ve masalsı bir sessizlik çökmüş.

Leyla derin bir uykuya dalmış; fakat bu korkunç bir uyku değil, doğanın kalbini dinlediği sihirli bir içsel yolculukmuş. Sadece Leyla değil, bütün şato, penceredeki sarmaşıklar, bahçedeki minik sincaplar da bu dinginliğe ayak uydurmuş. Uyurken Leyla rüyasında zamanın aceleye gelmediğini görmüş: Toprağın altındaki minik tohumun günlerce sessizce beklemesini, bir kelebeğin kozasından çıkmak için sabretmesi gerektiğini, nehirlerin yavaş akarak denize ulaştığını anlamış. Sabrın, insanın içini aydınlatan en güçlü erdem olduğunu zihnine kazımış.

Yıllar akıp giderken, Leyla’nın içindeki tüm acelecilik yerini derin bir sükûnete bırakmış. Doğru zaman gelip çattığında, prenses bizzat kendi kalbindeki farkındalık ve sabır ışığıyla uyanmış. Gözlerini açtığında etrafındaki dünyayı bambaşka görmüş; acele etmeden, rüzgârın fısıltısını dinleyerek yaşamaya başlamış.

Uyanır uyanmaz halkına şimdiki anın kıymetini, sabırlı olmanın ve hayatı sindirerek yaşamanın mucizesini anlatmış. O günden sonra krallıkta hiç kimse koşturup durmamış; herkes anlamış ki gerçek güzellikler sadece sabırla ve sevgiyle büyür.

Light