
Masalı sesli dinleyin:
Evvel zaman içinde, yemyeşil, yumuşacık ağaçlarla kaplı huzurlu bir orman varmış. Bu ormanın kalbinde, minik, kahverengi, tüyleri pofuduk mu pofuduk bir ayıcık yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk bütün gün ormanda koşar, rengarenk çiçekleri koklar, pırpır uçan kelebekleri kovalar ve neşeyle kıkırdarmış. Ama güneş yavaş yavaş dağların arkasına saklanmaya, gökyüzü turuncu, pembe ve mor renklere boyanmaya başladığında, Pofuduk’un o minik gözleri kapanmaya başlarmış. Kollarını kocaman açıp esnermiş: “Aaaaaaa-hhh…”
Gökyüzünde parlayan ilk yıldız “Merhaba!” diye göz kırptığında, ormandaki tüm hayvanlar için oyun vakti bitmiş, uyku vakti gelmiş demekmiş. Pofuduk, yıldız desenli mavi battaniyesini sımsıkı tutarak yavaş adımlarla yürümeye başlamış. Patileri serin çimenlerde “pıt, pıt, pıt” diye tatlı sesler çıkarıyormuş.
Önce ulu çınar ağacının yanından geçmiş. Ağacın en yüksek dalında yaşayan mavi kuş Maviş, yuvasına sımsıcak kıvrılmış, başını yumuşacık kanatlarının arasına sokmuş. Pofuduk usulca fısıldamış: “İyi geceler Maviş. Tatlı rüyalar…” Maviş uykulu bir sesle, “Cik, cik… İyi geceler Pofuduk,” demiş ve mışıl mışıl uykuya dalmış.
Pofuduk yürümeye devam etmiş. “Pıt, pıt, pıt…” Az ileride, ceviz ağacının kovuğunda yaşayan arkadaşı Sincap Zıpzıp’ı görmüş. Zıpzıp, pofuduk ve uzun kuyruğuna sımsıkı sarılarak gözlerini kapatmış. Pofuduk gülümseyerek fısıldamış: “İyi geceler Zıpzıp. Tatlı rüyalar…” Zıpzıp burnunu hafifçe oynatmış, “Hııh, hıh… İyi geceler Pofuduk,” diyerek rüyalar alemine uçmuş.

Orman yavaş yavaş daha da sessizleşiyor, hafif bir rüzgar ağaçların yaprakları arasında dolaşarak ninniler söylüyormuş: “Hışşşş, hışşşş…” Pofuduk bir kez daha esnemiş. Uykusu geldiği için minik adımları iyice yavaşlamış.
Derenin kenarından geçerken, uzun kulaklı tavşan Pamuk’u görmüş. Pamuk, yumuşacık yoncalardan yaptığı rahat yatağına uzanmış, uzun kulaklarını yüzüne bir battaniye gibi örtmüş. Suyun şırıltısı “şırıl, şırıl” ona ninni söylüyormuş. Pofuduk en tatlı sesiyle fısıldamış: “İyi geceler Pamuk. Tatlı rüyalar…” Pamuk uykusunda hafifçe mırıldanmış ve derin bir nefes alıp uyumaya devam etmiş.
Gökyüzü tamamen gece mavisi olmuş. Aydede gümüş rengi ışıklarıyla ormanı aydınlatıyormuş. Pofuduk sonunda kendi güvenli mağarasına varmış. Annesi, ona sımsıcak ve sevgi dolu bir sarılma vermiş. Pofuduk, kendi yumuşacık yatağına uzanmış, sevdiği mavi battaniyesini çenesine kadar çekmiş.
Annesi, Pofuduk’un başını okşamış, burnuna minik bir öpücük kondurmuş ve usulca kulağına fısıldamış: “İyi geceler güzel yavrum. Ormandaki tüm ağaçlar, kuşlar ve tavşanlar uykuya daldı. Şimdi senin de dinlenme vaktin geldi. Gözlerini kapa, tatlı rüyalar gör.”
Pofuduk kendini o kadar güvende hissetmiş ki, yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş. Gözlerini yavaşça kapatmış. Rüzgar “hışşşş” diye fısıldamaya, dere “şırıl şırıl” akmaya devam ederken, Pofuduk derin, huzurlu bir uykuya dalmış. Mışıl mışıl, pış pış…
Gökten üç tane gümüş rengi yıldız kaymış o gece; biri minik kuşun yuvasına, biri uykucu sincabın kovuğuna, diğeri de şu an gözlerini yavaşça kapatıp mışıl mışıl uyuyan, dünyalar güzeli bütün miniklerin başucuna konmuş. Herkes rüyalar aleminde, pamuk şekerden bulutların üzerinde oynamaya başlamış. İyi geceler, tatlı rüyalar…