
Masalı sesli dinleyin:
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, yüksek dağların ardında, her sokağı ıhlamur kokulu, her penceresi denize bakan Yıldız Tozu Kasabası adında bir yer varmış. Bu kasabada yaşayan insanlar gündüzleri çok çalışır, tarlalarını sürer, dükkanlarını açarmış. Akşam olup güneş batınca sessizlik çökermiş.
Burada Elif adında, hayal gücü gökyüzü kadar geniş bir çocuk yaşarmış. Elif’in tek bir sorunu varmış: Gece olup yatağına yattığında, zihni bir türlü durmazmış. “Yarın ne oynayacağım?”, “Bulutlar nereye gidiyor?”, “Papatyalar gece uyur mu?” gibi sorular kafasında bir o yana bir bu yana zıplayıp durur, uykusunu kaçırırmış.
Bir gece, yine uykusu kaçan Elif pencereden dışarı bakarken, sokakta yürüyen yaşlı bir adam görmüş. Bu adam, kasabanın bilgesi, Nuri Dede’ymiş. Kasabalılar ona “Rüya Dokumancısı” dermiş.

Elif usulca bahçeye çıkmış ve Nuri Dede’ye seslenmiş: “Nuri Dede, herkes mışıl mışıl uyurken sen neden dışarıdasın?” Dede gülümsemiş, fenerini Elif’e doğru tutmuş. “Ben, zihni yorgun olanların uykusuna gümüş iplikler serpmeye çıkıyorum Elif,” demiş. “Görüyorum ki senin zihnin de bu gece çok kalabalık.”
Nuri Dede, Elif’i yanına oturtmuş ve cebinden bir tutam parlak, yumuşacık bir toz çıkarmış. “Bak Elif,” demiş. “Uyku aslında bir son değil, bir yolculuktur. Zihnindeki düşünceleri birer kuş gibi düşün. Gece olduğunda o kuşların da dinlenmeye ihtiyacı var. Onları birer birer kafeslerine koyup üzerlerini örtmelisin ki sabah yeniden neşeyle uçabilsinler.”
Nuri Dede, Elif’e bir oyun öğretmiş: Önce derin bir nefes al, sanki çiçek kokluyormuşsun gibi. Gözlerini kapat ve her bir sorunu bir balona bağlayıp gökyüzüne bıraktığını hayal et. Sonra, üzerinde adının yazılı olduğu gümüş bir kapı düşün. O kapının ardı, sadece senin hayallerinle dolu olan huzur bahçesidir.
Elif, Nuri Dede’nin dediklerini yapmış. Yatağına uzanmış, nefesini dinlemiş ve zihnindeki tüm soruları birer beyaz balona bağlayıp uzaklara uğurlamış. Birden yatağının bir bulut kadar yumuşak olduğunu, odasındaki ay ışığının onu şefkatle sarmaladığını hissetmiş.

Kasabanın tüm ışıkları birer birer sönmüş. Yıldızlar, Elif’in uykusunu korumak için daha parlak yanmaya başlamış. Elif, Nuri Dede’nin fenerinden yayılan o yumuşak ışığı rüyasında görmüş. Artık ne bulutların nereye gittiğini merak ediyormuş ne de yarınki oyunu… Sadece o anın, o muazzam sessizliğin tadını çıkarıyormuş.
O gece Yıldız Tozu Kasabası’nda herkes, rüyalarında kendi gümüş kapısından geçip huzur bahçesine varmış.
Gökten üç elma düşmüş; biri uykusu kaçan tüm insanlara, biri rüyaları dokuyan bilge dedelere, biri de bu masalı dinleyip huzurla gözlerini kapayan güzel kalpli çocuklara.
İyi uykular.