Rüzgarlı Tepe ve Sihirli Uçurtma Masalı

admin

Ruzgarli Tepe ve Sihirli Ucurtma Masali e1779305944731

Masalı sesli dinleyin:

Bir zamanlar, büyük ve yeşil bir vadinin hemen kenarında, şirin bir çocuk köyü vardı. Bu köyde yaşayan iki çocuk vardı: Deniz ve Toprak. Deniz, neşeli, kıpır kıpır ve her zaman yeni fikirler üreten bir çocuktu. Toprak ise daha sakin, dikkatli ve elleriyle bir şeyler üretmeyi, tamir etmeyi çok seven bir yapıya sahipti. Onlar doğduklarından beri hiç ayrılmayan, her oyunu birlikte oynayan iki sıkı dosttu.

Yaz mevsiminin en güzel günlerinden biriydi. Gökyüzü masmavi, rüzgar ise tam uçurtma uçuracak kadar tatlı esiyordu. Deniz, köyün arkasındaki Rüzgarlı Tepe’ye bakarak iç geçirdi: “Toprak, biliyor musun? En büyük hayalim, bu tepeden gökyüzünün en yüksek yerine kadar çıkabilecek kocaman, rengarenk bir uçurtma uçurmak. Ama köydeki hiçbir uçurtma o kadar yükseğe çıkamıyor.”

Toprak dostunun omuzuna elini koydu ve gülümsedi: “Eğer bunu gerçekten istiyorsan Deniz, hazır bir uçurtma aramamıza gerek yok. Gel, elimizdeki malzemelerle bugüne kadar yapılmış en güçlü uçurtmayı birlikte inşa edelim!”

Ruzgarli Tepe ve Sihirli Ucurtma Masali 1 e1779306018300

İki arkadaş hemen işe koyuldular. Herkes en iyi bildiği işi yapıyordu. Toprak, ağaçlardan topladığı ince ama esnek dalları dikkatlice yontarak uçurtmanın sağlam iskeletini kurdu. Deniz, evdeki eski renkli el işi kağıtlarını ve kumaş parçalarını bir araya getirerek uçurtmanın gövdesini tasarladı. Üzerine el boyasıyla birbirine sarılan iki çocuğun resmini çizdi.

Birlikte, uçurtmanın kuyruğu için renk renk kurdeleleri birbirine bağladılar. Kuyruk o kadar uzun ve neşeli olmuştu ki, rüzgarda adeta dans ediyordu. Uçurtma bittiğinde harika görünüyordu. Ancak çok önemli bir şeyi unutmuşlardı: Uçurtmayı tutacak olan ip çok kısaydı. Evde başka ip de kalmamıştı. İp kısa olursa, uçurtma asla o hayal ettikleri yüksekliğe, bulutların arasına ulaşamazdı. Deniz’in yüzü asıldı, neredeyse ağlayacaktı.

Onlar üzgün bir şekilde tepede otururken, köyün diğer çocukları Ebru ve Can yanlarına geldi. Ebru’nun elinde büyük bir makara kırmızı ip, Can’ın elinde ise mavi bir ip yumağı vardı. Onlar da kendi uçurtmalarını uçurmaya gelmişlerdi ama Deniz ile Toprak’ın yaptığı o devasa, harika uçurtmayı görünce hayran kaldılar.

Deniz’in üzgün olduğunu gören Ebru sordu: “Neden uçurtmanızı uçurmuyorsunuz? Çok güzel olmuş!” Toprak iç çekti: “İpimiz çok kısa, yukarılardaki güçlü rüzgara yetişemiyor.”

Ebru ve Can birbirlerine baktılar, sonra hiç tereddüt etmeden ellerindeki ipleri uzattılar. Can, “Bizim uçurtmalarımız küçük, bu kadar ipe ihtiyacımız yok,” dedi. Ebru ekledi: “Eğer iplerimizi birbirine bağlarsak, bu dev uçurtma gökyüzündeki en yüksek buluta bile dokunabilir. Hadi, birlikte uçuralım!”

Ruzgarli Tepe ve Sihirli Ucurtma Masali 2 e1779306057140

Dört çocuk neşeyle iplerin uçlarını birbirine düğümlediler. Artık ellerinde upuzun, çok güçlü bir ip vardı. Deniz uçurtmayı havaya doğru tuttu, Toprak, Ebru ve Can ise ipi kavrayıp rüzgara karşı koşmaya başladılar. “Esen rüzgar, haydi rüzgar!” diye hep bir ağızdan bağırdılar.

Deniz uçurtmayı bıraktığı anda, rengarenk dev uçurtma rüzgarı arkasına aldı ve hızla yükselmeye başladı. Önce ağaçların boyunu geçti, sonra tepenin üzerindeki bulutlara ulaştı. Gökyüzünde harika bir renk cümbüşü oluşmuştu. Köydeki diğer çocuklar da evlerinden çıkıp bu muhteşem manzarayı izlemeye başladılar.

Deniz, arkadaşlarına bakarak şöyle dedi: “Bu sadece benim hayalimdi ama sizin arkadaşlığınız ve paylaşımınız olmasaydı sadece bir hayal olarak kalacaktı. Gerçek sihir uçurtmada değil, bizim dostluğumuzdaymış.”

O akşam güneş batarken, çocuklar tepede yan yana oturup gökyüzünde süzülen ortak emeklerini izlediler. Anladılar ki; hayaller ne kadar büyük olursa olsun, arkadaşlar el ele verdiğinde ulaşılamayacak hiçbir yükseklik yoktu.

Gökten üç elma düşmüş: Biri arkadaşlarıyla paylaşmayı ve yardımlaşmayı çok seven güzel çocuklara, biri her zaman dostunun elini tutan, ona destek olan sadık kalplere, biri de bu masalı dinleyip yarın oyun parkında arkadaşlarına sevgiyle sarılacak olan tatlı dinleyicilere… İyi uykular, güzel rüyalar!

Light