
Masalı sesli dinleyin:
Bir zamanlar, rüzgarların hiç durmadığı Fısıltı Vadisi’nde yaşayan, diğer kuşlardan biraz daha farklı bir kırlangıç varmış. Adı Gümüş Kanat’mış. Gümüş Kanat, uçmayı çok sevse de kalbi hep resim yapmak için çarpıyormuş. Ama bir sorun varmış; gökyüzünde ne bir tuval ne de bir fırça varmış.
Gümüş Kanat bir gün, “Neden gökyüzü sadece mavi olsun ki?” diye düşünmüş. Kanatlarını çırparak vadinin en yüksek noktasına, Gökkuşağı Şelalesi’ne uçmuş. Orada, suların sıçradığı her yerde minik gökkuşaklarının oluştuğunu görmüş. Kendi kendine, “Eğer bu renkleri toplayabilirsem, gökyüzünü boyayabilirim!” demiş.

Gümüş Kanat, kanat uçlarını şelalenin renkli sularına daldırmış. İlk denemesinde renkler hemen uçup gitmiş. Ama o pes etmemiş. Günlerce çalışmış, rüzgarı nasıl kullanacağını ve renkleri kanatlarında nasıl tutacağını öğrenmiş. Her başarısızlığında, rüzgarın fısıltısını dinleyerek yeni bir yöntem geliştirmiş.

Bir akşamüstü, güneş batarken Gümüş Kanat gökyüzüne havalanmış. Kanatlarını her çırpışında arkasında turuncular, pembeler ve morlar bırakmaya başlamış. Vadideki tüm hayvanlar başlarını kaldırıp bu eşsiz manzarayı izlemişler. Gümüş Kanat anlamış ki; en büyük yetenek, içindeki hayalleri başkalarıyla paylaşma cesaretini göstermektir.
Gökten üç elma düşmüş; biri hayallerini renklendirenlere, biri gökyüzüne bakmayı unutmayanlara, biri de bu masalı dinleyen güzel kalpli çocuklara.