Bilge Meşe’nin Sihirli Okulu Masalı

admin

Bilge Mesenin Sihirli Okulu 1

Masalı sesli dinleyin:

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, devasa ağaçların gökyüzüne uzandığı Neşeli Orman‘da büyük bir heyecan varmış. Çünkü, ormanın kalbindeki yaşlı meşe ağacının altında ilk ders zili çalacakmış. Bu okulun adı Bilge Meşe Okuluymuş. Ormandaki tüm hayvanlar çantalarını hazırlamışlar. Minik Tilki Turuncu da onlardan biriymiş.

Turuncu, annesiyle okulun kapısına doğru yürüyormuş. İçinde biraz korku, biraz da merak varmış. “Ya arkadaşlarım beni sevmezse? Ya öğretmenimin anlattıklarını anlayamazsam?” diye düşünüyormuş. Annesi Turuncu’nun çekincesini anlamış, eğilip kulağına fısıldamış: “Korkma küçük tilkim. Her yeni başlangıç böyledir, sonrasında güzelleşir.”

Bilge Mesenin Sihirli Okulu 2

Okulun kapısında onları Bilge Baykuş karşılamış. Kanatlarını açarak, “Hoş geldiniz küçük kaşifler! Burada sadece okumayı değil, rüzgârın dilini ve yaprakların şarkısını da öğreneceğiz.” demiş.

Sınıf, meşe ağacının gövdesindeki geniş ve ferah bir kovukmuş. Yumuşacık minderler, ağaç kütüklerinden masalar varmış. Turuncu, yanındaki kütüğe çekinerek oturmuş. Tam o sırada yanına pofuduk bir sincap yaklaşmış. “Merhaba, ben Fındık! Çantamda fazladan bir meşe palamudu var, paylaşmak ister misin?” demiş. Turuncu gülümsemiş, içindeki o büyük korkunun biraz küçüldüğünü hissetmiş.

Bilge Baykuş, tahtaya bir sonbahar yaprağı çizmiş. “Bakın çocuklar,” demiş, “Bu yaprak sadece bir ağaç parçası değil; o bir mektup. Bize mevsimlerin değiştiğini, doğanın uykuya hazırlandığını anlatıyor.” Çocuklar hep birlikte bahçeye çıkıp renk renk yapraklar toplamışlar. Her yaprakla yeni bir hikaye yazmışlar. Turuncu, arkadaşlarıyla beraber yapraklardan dev bir gökkuşağı yaparken artık hiç korkmadığını fark etmiş.

Bilge Mesenin Sihirli Okulu 3

Teneffüs zili çaldığında, okulun bahçesi oyun alanına dönüşmüş. Kırmızı kamyonlar kum havuzunda çalışıyor, minik parmaklar toprakla şekiller yapıyormuş. Turuncu, az önce tanııştığı Fındık ve diğer arkadaşlarıyla saklambaç oynamış.

Günün sonunda, Bilge Baykuş herkesin boynuna parlayan küçük birer “Cesaret Yıldızı” asmış. Turuncu eve dönerken annesine heyecanla anlatmış: “Anneciğim, okul sandığımdan çok daha sihirliymiş! Yarın sabahın olması için sabırsızlanıyorum.” O akşam Turuncu, Bilge Meşe’nin gölgesinde öğrendiği o tatlı ninnileri mırıldanarak, içindeki huzurla mışıl mışıl uyumuş. Gündüz Telaşı bitmiş, yerini tatlı rüyalara bırakmış.

Gökten üç elma düşmüş; biri öğrenmeyi seven meraklı miniklere, biri her zaman yol gösteren bilge öğretmenlere, biri de bu masalı dinleyen güzel kalpli çocuklara.

İyi uykular.

Light